14 Mayıs 2020 Perşembe

birer engelli adayı olduğumuzu aklımızdan çıkarmasak?!

Dün internette gezinirken bir baktım ki meğerse bu hafta engelliler haftasıymış ve insanlar yığınla bir şeyler paylaşmış bu haftayla ilgili!!! Ünlem koyuyorum neden mi çünkü bu duyarlılık bana çok ironi geldi. Yok alay falan etmiyorum gerçekten çok ironi, şimdi maddeleyeceğim gözlemlerden sonra siz  de bana hak vereceksiniz;
  • Siz de fark etmişsinizdir ki; AVM lerde , metro/tramvay duraklarında bir kat yürüyerek çıkmamak için asansörlere koşuluyor hemen özellikle AVM lerde sıkça gördüğüm bir durum maalesef bu. Hatta öyle ki asansör sırasına bile giriliyor. Şimdi arkadaşlar yaklaşık her AVM içinde yani en azından benim gittiklerimde yürüyen merdivenler de mevcut. Hiç düşündünüz mü bu asansörler o zaman neden konulmuş cidden bir an aklınıza geldi mi? Ben vereyim size cevabı gençlerimizin hurra saldırmaları için konulmadığı kesin. Asansör; yürüyemeyecek kadar yaşlı, rahatsız olan kişilerle gerçekten yürüyemeyen veya bebek arabası olan ebeveynler için özellikle düşünülmüştür. Ah kardeşim tamam kullan asansörü tabii ki karışamam ama bari sıranı beklerken tekerlekli sandalyeli olana öncelik ver yani o sana öncelik vermesin!! Evet evet verilen o öncelik de büyük gururla kabul ediliyor ya ne desem boş!!! Hıı pardon senin durumun daha vahim değil mi kardeşim beyinsel olarak!!!
  • Özellikle AVM’ lerde, şehirlerarası otobüs terminallerinde tuvalet kuyruklarına şahit olmayanınız yoktur diye düşünüyorum. Böyle insanlar sırada beklerken sivri zekalının biri arkalardan ay daha fazla bekleyemeyeceğim deyip boş olan engeller tuvaletine girer. Ya hiç düşünmüyor mu bu kadar insan niye bekliyor da ben giriyorum? Yok tabii ki düşünmez çünkü o onun en doğal hakkı!! Okumamış kör cahil değil bunu yapanlar, ağır olacak belki ama, bu kişiler  sadece kendini uyanık zanneden sivri zekalılar!! O kişi, o tuvaleti kullanırken o sırada yürüme sıkıntısı çeken birisinin gelebileceğini ve onun hakkını gasp etmiş olacağını hiç aklına bile getirmez. İşte bu kişileri hangi kategoriye sokacağımı ve hangi vasıfla bunların toplumda yaşadığını çözemiyorum, İnsan(mış)!!
  • Şehirlerde en büyük sıkıntılardan biri ne diye sorulsa bana park yeri bulma da cevaplarımdan biri olur gibime geliyor! Cidden çok büyük sorun hatta o kadar büyük  ki engellilere ait park yerleri bile dolduruluyor!! Aaa süper bak boş hemen çekeyeyim abi şuraya kaçırmayayım, aman zaten çok kısa sürecek derken cidden hop araba yerleştiriverilir oraya. Peki arabasından senin gibi dar alanda inme imkanı olmayan engelli bir vatandaşımız yana yakıla kendine yer ararken onun hakkını gasp etmiş olarak için çok huzurlu değil mi oraya park etmekle ne de olsa hakkını kullandın!! Bu kişilerle ilgili bir AVM de şöyle bir yazı görüp çok etkilenmiştim; “Park yerimi aldınız engeli mi de alabilir misiniz?!” . Sahi alabilir mi!!
  • Bizim kaldırımlarımızı fark etmişsinizdir ki genelde arnavut kaldırımı şeklinde. Yürüyebilen insanlar bile zar zor yürürken yürümekte güçlük çekenler veya tekerlekli sandalyeli olanlar ne yapsın mecburen ana yoldan kaldırıma yakın şekilde gitmeye çalışacak ki aaa o da ne hay Allah arabalar da park etmiş oralara!! Ee şimdi mecburen ne yapacak tekerlekli sandalye kullanan vatandaşımız araba yoluna girmek mecburiyetinde olacak! Zaten kalbi güm güm o yolu kullanırken derken arkadan daaatttt! arabalı bir arkadaş korna çalıyor, tabii kendini düzeltemeyeceğinden sakince devam eden tekerleklinin yanından yol az genişleyince arkada datlayan şahıs geçiveriyor hem de el kol hareketi yaparak!! Tabii özür dilemesi lazımdı tekerlekli sandalyeli arkadaşın yol veremediği için tabakhaneye bir şey yetiştirmeye çalışan kalasa!!!
Ben bu gözlemlerimi tabii ki arttırabilirim, hatta o kadar ki saymakla bitiremem.. Toplumumuzda sanki haklarına çok saygı duyuyormuşuz gibi bir de bu haftalarda çok duyarlıymışız izlenimi veriyoruz ya ne desem boş!! Ya gerçekten saygı duy ve kutla ya da kendin gibi ol ve kutlamaa!!(ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol!) Sinirime hakim olamayıp sivri bir uslüp kullanmış olabilirim affola!!

4 Mayıs 2020 Pazartesi

kendi içimizde yaşasak nasıl olur?

Malumunuz bu pazar Anneler Günü, 1,5 ay sonra ise Babalar Günü. İşte bugün sizlerden bu özel günlerle ilgili ricalarda bulunmaya geldim:). Genelde bu özel günler için ne yapılıyor kısaca değinecek olursak;haftalar öncesinden haldır haldır hediye arayışı,  mağazadaki kampanyaların sıkı takibi ve sonunda hedefe varış.. Peki sorarım size; bu aldığınız  hediyelerle haklarını  ödemiş mi oluyorsunuz?! Hayır da hatırlıyoruz  veya sevgimizi gösteriyoruz böylece diyebilirsiniz. Peki alım gücü olan arkadaşlar her zaman hediye alıp hatırlasak daha güzel olmaz mı?? İşte ricalarımdan; 
  • Birincisi; haklarını hediye ile ölçemeyeceğimizin farkına varalım , bir şeyler almayı düşünüyorsanız da bunun yerine lütfen onlar adına LÖSEV gibi kuruluşlara bağış yapmayı düşünün. Bence  çok daha fazla mutlu olacaklar bu duyarlı hediyenizin karşısında. Ayrıca bir ana kuzusunu dolayısıyla bir anayı daha mutlu etmiş olacaksınız. Düşününce içiniz mutlulukla doluyor değil mi??
  • İkincisi; son dönemin furyası mutlu aile fotoğraflarıyla sosyal medyadan bu özel günü kutlamak. Evet yakın zamana kadar ben de bu furyanın etkisi altındaydım, Bir gün durup şöyle bir düşündüğümde bugünü anasız-babasız geçiren çocuklar  ya da yakın zamanda çocuğunu kaybeden ana-babaların olabileceğinin farkına vardım ve böyle düşüncesiz davrandığım için kendime kızdım. Ne hissedeceklerini tasavvur dahi edemiyorum pek ama bu özel günde yavrusu yerine toprağıyla konuşan bir ana veya anası yerine toprağını öpen çocuk düşününce bile tüylerim diken diken oluyor.  Bir de her daim elimizin altında olan sosyal medyada gezinirken sıcak aile fotoğrafları görmek acılarını daha daha arttırmayacak mı? Allah’ım sana çok şükür ailem yanımda deyip sevgimizi göstersek , uzağımızda bile olsa görüntülü konuşup seslerini duysak yetmez mi bu sade kutlama sizce?? Bence yeter hem de daha samimi olur! Bir de kimsenin acısını tazelememiş oluruz!!
Yazımı; annesini-babasını kaybetmiş yavrularımıza ve yavrusunu kaybetmiş ebeveynlere Allah’ tan sabır dileyerek bitirmeden önce melek olmuş olan dahil tüm annelerimizin daha doğrusu annelik görevi yapan  herkesin Anneler Gününü kutlarım:)

25 Nisan 2020 Cumartesi

karantina günleri

 Şu günlerde zor mu zor bir dönemden geçiyoruz tüm dünya olarak ki bunun ne kadar  süreceğini bilemiyoruz maalesef.
Çağımızın virüsü Covid-19 bize şu karantina günlerimizde şöyle bir düşünürsek aslında sosyolojik/psikolojik olarak ne çok şeyi hatırlattı değil mi? Ne mi bunlar gelin hatırlayalım:
En başta, sağlıklıyım diye şükretmeyi unutmuşken şimdi her sağlıklı günümüzde binlerce kez şükreder olduk. Gösterişe, şatafata, aman şöyle desinler, böyle desinler...olaylarına öylesine kaptırmıştık ki kendimizi hayatta var olma amacımızın ne olduğunu daha doğrusu elalem için değil en başta kendimiz için bu hayatı doya doya yaşamamız gerektiğini hatırladık. Her akşam açıklanan vaka sayılarıyla ölümün aslında ne kadar yakınımızda olabileceğini de görmüş oluyoruz. Bu süreçte imkanı olan arkadaşlarımız evde kal kampanyasını uygulayabiliyor ve böylece izole bir şekilde yaşarken aile içinde çocuklar anne-babalarıyla daha çok vakit geçirip özlem giderme fırsatını elde etmiş oldular. 
Eee evde kal demesi kolay da icraati zor diyor insanımız, ne kadar çok şikayet ediliyor sıkıldım, patladım diye ki zaman zaman ben de bu moda giriyordum taa ki bir köşe yazısında şu düşündürücü cümleyi okuyana kadar;
“Şu süreçte 3 seçeneğimiz var; birincisi evde canın sıkılarak da olsa yatağında yatmak, ikincisi kuralları ihlal edip yoğun bakımda yatmak, üçüncüsü ise yerin altında yatmak!!” Sahi siz hangisini tercih ederdiniz???! Sağlıcakla kalalım..,

dinlenmeye ne dersiniz??

Onbir ayın sultanı Ramazan ayına girdiğimiz şu günlerde insan ister istemez daha çok maneviyata, kendine yönelme eğiliminde oluyor. İşte tam da bu döneme uygun olabileceğini düşündüğüm, daha önce okuduğum kitaplardan itinayla seçtiklerimi paylaşmaya geldimmm;)
  • Kün fe yekun (Ahi Aratoğlu)
İşin içinden çıkamadığımız zamanlarda sabır, tevekkül ve tefekkürü aklımızdan çıkarmamamız gerektiğini bize hatırlatan kitabı okumanın tam zamanı kesinlikle!!
  • Düşüncen Değişirse Kaderin Değişir (Didem Moralıoğlu)
Nefsinizi arındırıp düşüncelerinizi toparlamak dolayısıyla da kaderinizi değiştirebilmek sizin elinizde, eee vaktiniz de var bu süreçte. İlk adımınızı atıp kitabı okumaya ne dersinizzz??
  • Butimar ( Kaan Murat Yanık)
Leyla ile Mecnun tadında bir aşk hikayesini okurken biz müminlerde bulunması ve bulunmaması gereken özelliklere de tekrar tekrar değineceksiniz.
  • Deli Anne’den İnce Hayat (Mümine Yıldız)
Çok bunaldığınızda, çok daraldığınızda, işin içinden çıkamadığınız zamanlarda  gücünüzü toplamanızı sağlayacak bu tasavvuf kitabı başucu kitabı olarak yer tutacak hayatınızda.
  • Hiçbir Karşılaşma Tesadüf Değildir (Hakan Mengüç)
Psikolojisini daha güçlü hale getirmek, hayatta motivasyonunu arttırmak isteyenler Mevlana’dan, Yunus Emre’den düşüncelere de yer veren bu kişisel gelişim kitabına bir bakın bence:)
  • Abum Rabum (İskender Pala)
Dini bilgileri okumaya daha çok yöneldiğimiz şu zamanda dinlerle ilgili bilmediğiniz, unuttuğunuz bilgileri de hatırlamanıza vesile olan kitabı okurken ayrıca kendinizi bir maceranın içinde de bulacaksınız.
  • İrade Terbiyesi (Jules Payot)
Oruçla irademizi terbiye etmeye çalışırken davranışlarımızı nasıl  terbiye edeceğiz diye düşünüyorsanız o zaman buyrun kitabı okumaya:)
  • Gerçek Mucize Kendine İnanmaktır (Ethem Emin Nemutlu)
Hayat birgün o da bugün diyerek yaşadığınız anı daha dolu dolu geçirmenizi sağlayıp en büyük gücün inanç olduğunu anlayacağınız kitabı kafanızı iyice toplamaya başladığınız şu günlerde kesinlikle okuyun:)
  • Amak-ı Hayal (Filibeli Ahmed Hilmi)
Hakikate varmak için Aynalı Baba ile sıcak mı sıcak bir yolculuğa çıkmaya var mısınız??





24 Nisan 2020 Cuma

verimli karantina

Malumunuz önümüzdeki 4 gün sokağa çıkma yasağı uygulanacak. Herkes yeme-içme- ev ihtiyaçlarını vb. karşılamaya yönelecek. Ya peki ruhsal ihtiyaçlar. Bunalım moduna girmemeniz için okuduğum kitaplardan size birçok türden önerilerde bulunacağım;
  • Semerkant (Amin Maalouf)
Tarih ve edebiyatın muhteşem şekilde harmanlandığı kitabı okurken kendinizi o dönemlerde yaşıyor hissedeceksiniz.
  • Baharda Yine Geliriz (Barış Bıçakçı)
Havaların ısındığı şu günlerde içinizi de ısıtmaya ne dersiniz? Cevabınız evet ise kısa kısa öykülerden oluşan bu kitapla tanışın mutlaka
  • Romeo ve Juliet ( Wllliam Shakespeare)
Slnema, tlyatro salonları dahil tüm kültürel yerleri kapalı olduğundan özlediğiniz tiyatro keyfini dünyaca ünlü Romeo ve Juliet kitabını okuyarak çıkarmaya ne dersiniz?
  • Pia Mater (Serkan Karaismailoğlu)
Günlük yaşam içinde hissettiğimiz duyguların fizyolojik nedenlerinin kurgusal bir hayat üzerinden anlatıldığı nöroromanı okurken kullanılan dilinin etkisiyle keyif alarak anatominizi tanıyacaksınız;)
  • Diriliş (Tess Gerritsen)
Heyecana, vaka çözmeye ne dersiniz? O zaman Tess Gerritsen’ in kalemiyle tanışmanın tam zamanı. İşe Diriliş kitabıyla başlayabilirsiniz.
  • Senden Önce Ben (Jojo Moyes)
Romantik takılıp aşk kitaplarını tercih eden arkadaşlar; buyrun bu film tadındaki kitaba!! Okurken duygu geçişlerini sonuna kadar yaşayacaksınız!!
  • Acımak (Reşat Nuri Güntekin)
Türk Edebiyatı Klasiklerini okumak çok başka, yok mu bu kategoride kitap önerisi diyen arkadaşlar; usta yazar Reşat Nuri Güntekin’in kalemiyle tanışmamışsınız işte önünüzde fırsat diyorum. İşe birçok ders veren “Acımak” eseriyle başlayabilirsiniz.
  • Körlük ( Jose Saramago)
Son olarak; yaşadığımız bu dönemi yıllar öncesinden çok iyi öngörüp kurgulayan “Körlük” kitabını okumayan arkadaşlara şiddetle tavsiye ederim. Anlatılmaz yaşanır diyorum okuyunca anlayacaksınız!!
Kafamızda abartmayalım şu süreci kendimizi kitaplarımıza verelim, göz açıp kapayıncaya kadar bitiverecek:)


23 Nisan 2020 Perşembe

23 Nisan

Çok büyük bayram bu bayram herkese kutlu olsun
Çok büyük bayram bu bayram herkese mutlu olsun 
23 nisan kutlu olsun
..
Sevinin küçükler övünün büyükler
23 nisan kutlu olsun
..
Çocukken  nasıl heyecanlı, coşkulu söylerdik değil mi bu şarkıyı:) Bir gün yaaa bir gün bizim olmuş, bize armağan edilmiş ne kadar özel hissederdik kendimizi. İşte bu anlamlı özel günde ben de çocuklarımız için okuyup çok beğendiğim çocuk kitaplarını sizlerle paylaşmaya geldimmm ama öncesinde daha nice 100 yıllara diyorum!!
  • İçimdeki Müzik
Bebekken beyin felci geçirip konuşma ve hareket yetisini kaybetmiş 11 yaşındaki Melody’nin yaşadıklarını , sessiz çığlıklarını okurken hayatta ben de varım deme çabalarını takdir edeceksiniz.
  • Şeker Portakalı
Sevimli, yaramaz ve bir o kadar da yalnız Zeze ile tanışmaya ne dersiniz. Eminim çok sevip sıkı bir arkadaşlık bağı kuracaksınız:)
  • Çizgili Pijamalı Çocuk
Savaşın ne kadar kötü bir şey olduğunun, Bruno’nun çocuk dünyasına etkilerini görerek bir kez daha farkına varacaksınız;(
  • Momo
Uzak diyarlardan gelmiş, kimsesiz ve içi sevgiyle dolu bir kız çocuğu olan Momo yu eminim çok sevip vazgeçemeyeceksiniz. Çünkü Momo çok iyi bir dinleyici olma özelliğiyle kalbinizi fethedecek!!
  • Pal Sokağı Çocukları
Toplumda zengin-fakir ayrımının maalesef ki çocuklarda bile görüldüğünü işleyen eserde; dürüstlüğüyle, arkadaşlarıyla oynadığı Pal Sokağını zengin çocuklara kaptırmama mücadelesiyle Nemeseck’i o kadar çok benimseyeceksiniz ki bu mücadelenin içinde bulacaksınız kendinizi:)
  • Sol Ayağım 
Bebekken beyin felci geçirip sadece sol ayağını kullanabilen Christy’nin yalnızlığına şahit olup onunla  birlikte kendinizi topluma kabul ettirme çabası içinde olacaksınız. Maalesef ki çocukların bile kötü kalpli olabileceğini göreceksiniz.
  • Simyacı
Rüyalarının peşinden giden Endülüslü çoban Santiago ile birlikte İspanya’dan Mısır piramitlerine yolculuğa çıkmaya hazır mısınız? Buyuralım maceraya o zaman:)




20 Nisan 2020 Pazartesi

bilmediğini bilmek

Geçen gün bir kişisel gelişim kitabında ,beni derin düşüncelere daldırıveren, ünlü filozof Lau Tzu’nun “ Bilmediğini bilmek en iyisidir.Bilmeyip de bildiğini sanmak tehlikeli bir hastalıktır.” sözüne denk gelmiştim . Ne kadar da doğru değil mi? Çoğu kişi “her şeyi ben bilirim” modunda takılıp durmuyor mu?? Bu kişi:
  • Her konu hakkında fikir yürütebiliyor
O kadar ki bir kişi neredeyse uzmanlığını almış bir doktor edasıyla karşısındakinin rahatsızlığı hakkında bir şeyler söyleyebiliyor.
  • Her şeyi ben bilirim
Bu kişi attım hafızaya modunda takıldıkları için  bilmeyeceğim bir şey olması imkansız sanmaya çalışıp öyle gösterir kendini komik bir şekilde:)
  • konuşurken sıranın kendisine gelmesi için sabırsızlanır
Siz bir şeyler anlatırken sanıyor musunuz ki bu kişi sizi dinliyor.Hayır tabi ki, saygısız olarak adlandırmayın diye susuyor karşınızda. Ama içinden hadi tamam kısa kes de bana sıra gelsin diyor. Nereden mi biliyorum derseniz; bakışına bakın derim:) Unutmayın ki gözler beynimizi yansıtır!!
  • Söylediğinin doğru olduğunu çürütseniz bile asla kabul etmez
Her zaman en doğrusunu ben bilirim düşüncesini beynine o kadar kazımıştır ki yanlış olduğunu ispatla sunsan bile yine sen yanlış biliyor olursun. Ondan dolayı pek çabaya girmeyin derim. 
  • “Bilmiyorum” derse çevresi tarafından küçümseneceğini düşünür
Farkında değil ki abuk sabuk şeyler söylediği zaman kendini gülünç duruma düşürüp karşısındakinin içten içe dediklerine güldüğünü. Bilmediğin konu hakkında konuşmasan da bu duruma düşmesen değil mi!!
Velhasıl kelam arkadaşlar bu dertleşme yazımla tekrarlıyorum her şeyi bilmemiz imkansız! İlk önce kendimizi bilelim ki bilmediklerimizin farkına varmış oluruz böylece!!!